boğaziçi üniversitesi

istediğiniz kadar emare yazın hatta buna aldatma, aldatılma da dahil bir çiftin boşanacağını göstermiyor. kimse konfor alanından kolay kolay vazgeçmiyor. çevremde duyduğum o kadar hikaye var ki. insanlar gelip gelip dert yanıyor eee boşan o zaman diyorum. sen bekarsın anlamazsın diyorlar.

boşanma konuşması yapılırken hüngür hüngür ağlayıp kadına yalvarıp kararından vazgeçiren erkek duydum, her gün ağlayıp zırlayıp kafeste yaşıyorum kırıp çıkmak istiyorum diye dert yanan kadınların iki gün sonra kocisiyle mutlu mesut yaşadığını gördüm.

binlerce emare yazılabilir belki buraya hiçbirisi boşanmak için yeterli değil. kimse konfor alanından kolay kolay vazgeçmiyor. geçebilenlere, cesur olup hayatına devam edebilme kararlılığı gösterenlere selam olsun.


boğaziçi üniversitesi

ahanda en uyuz olduğum müşteri tipi gel hele keke gel bak ne anlatıcam şimdi. te yazın ramazan bayramı haftası diye siparişi yüklü girdik 2 tır geldi. o malları atana kadar canımız çıktı. ardından her yeri domestosla cifle dip köşe bucak temizledik. temizlik arabamız var 3-4 tur dönmüşümdür. herşey bitti tam kasaya geçicem o da ne müşterinin biri geldi yerler cips içinde herkes basıyor süpürge varsa süpürün yazık dedi. lan dedim ne cipsi amk 1 saattir temizlik yaptım her yer cillop demeye kalmadan ne göreyim abartmıyorum ekmek dolabının ordan içecek reyonuna kadar yaklaşık 30-40 adım yerler cips kırıntıları.

ama nası çıldırdım nası gözüm döndü bulsam yapanı orada sikicem o sinirle. neyse 10 dakkada süpürüp temizledim söylene söylene ama sesli söyleniyorum ki şayet duyuyorsa utansın pezevenk yok efendim nerdeee bunların ar damarı çatlamış ar damarı. kasaya geldim bir araba yanaştı elinde bomboş cips paketini uzattı "ben bunu yödim göçsene gasadan" bi de böyle parmağını ağzına sokup dişinin kenarında kalan cipsleri de yiyo herif gözlerimde etna yanardağı patladı amk şimdi ben bu sığıra neyi anlatacam da anlayacak olm. o günden beri adamın adı yaban kaldı. mına kodumun keltoşu. kel sözlük yazarlarını tenzih ederim sözüm size değil canlar.


boğaziçi üniversitesi

hayırdır sevr antlaşması falan mı imzaladik tüm ülke eve kapandik yabancilari izliyoruz? ağızda maske ile onları eğlendirmek için şaklabanlıklar yapıyoruz? bu virüs sadece türkler için mi var? yabancılardan bulaşmıyor mu? orada 3 kuruş için turist eğlendiren insanların evi ve ailesi yok mu?

bu ne rezillik yahu? koskoca ülke 3 5 euro için kölelik yapıyor. bu ne rezillik?

https://twitter.com/…tatus/1388907813020348416?s=19


boğaziçi üniversitesi

sabahları camdan aşağı tükürüp duran, beni her gördüğünde "sen ezgi misin? senin bende mektubun var. bkz: hayır ben ezgi değilim)" href="/?q=hay%c4%b1r+ben+ezgi+de%c4%9filim" data-query="hayır ben ezgi değilim">*" diyen çılgın üst komşumuz 90 yaşındaki himmet dede kapıda kalmıştı. kapının üstünde anahtarını unutmuş, cebinde de yedek anahtarı kapıyı açmaya çalışmış ama başaramamış. tam kahvaltıya oturmak üzereyiz, gelmiş bizim kapıya elleriyle dizini dövüyor, "ne yapacağım ben!" diye.

çıktım yukarı. kapıyı biraz zorlayıp, sarstım. sanırım bir süre sonra arkadaki anahtar geriye kaçtı ve ve diğer anahtarla kapı açıldı. nasıl mutlu oldu, ne dualar etti canım benim. neyse, aşağı indim. oturdum kahvaltıya. o sırada evde şekerin bittiğini fark ettim. "neyse çayı şekersiz içeriz" diye düşünürken kapı çaldı. himmet dedem elinde bir kase küp şeker "evde bir tek bu vardı. teşekkür için getirdim" diyor. o sırada evdeki herkes şok.

sanırım o zamandan sonra kimimiz allah'a, kimimiz karmaya inandı. kimimizin de sikinde bile olmamış olabilir olay. emin olamadım.

edit: himmet dedem 2 hafta önce vefat etmiş lan.




boğaziçi üniversitesi

olur da şartlar el verir, kaptan da iyi çıkarsa, parçalanmadan inebilme ihtimaline karşı, düşmek üzere olan bir uçakta yapılması gereken şeylerdir.

elbette kabin memurlarının uçak kalkmadan önce size sıkıcı gibi gelen ancak hayat kurtaran talimatlarında yer alan bilgileri tekrar buraya yazmayacağım. sadece bir kaç ipucu ve detaydan bahsedeceğim.

0. oksijen maskeleri düşerse önce kendinize sonra yardıma ihtiyacı olanlara takın. çocuğunuza takmaya çalışırken bayılırsanız bi halta yaramayacaktır.

1. pasaportunuzu, telefonunuzu ve paranızı pantolon cebinize (ya da en zor düşecek cebinize) koyun; kurtulduktan sonra lazım olacak.

2. acil çıkışlara kadar olan acil durum şerit sayısını ve koltukları (hem ön hem de arka) sayın ve herhangi bir taraftan çıkmaya hazır olun. en azından acil çıkışın nerede olduğuna bakın. görsel

3. gözlük kullanıyorsanız çarpma anında fırlayıp gitmesin diye sağlam bir yere koyun. o da bir üst maddedeki safhada başta olmak üzere bir çok aşamada lazım olacak.

4. yanınızda ceket, gömlek veya giyebileceğiniz ekstra bir şeyler varsa giyin. fakat hem kendinize hem de diğer yolculara hareket kısıtlaması yaşatmamasına dikkat edin. suya iniş ihtimali varsa kaptanınız can yelekleri konusunda bilgi verecektir. onun dışında kesinlikle can yeleği giymeyin.

5. el bagajınızı unutun; onu alamazsınız. (biliyorum içinde çok değerli şeyler var ama sizden kıymetli değil, ayrıca onu çıkarmaya çalışmak kendinizin ve bir çok kişinin canına mal olabilir)

6. darbeye hazırlanın ve acil durum pozisyonu alın. (dirsekler kol dayanaklarına çarptığında çok acı verecek ama kafanızın çarpmasından iyidir.)

7. çarpışmaların yalnızca %10'u (hatta daha azı) öldürücüdür, dolayısıyla yüksek bir şans vardır.

8. uçak durduğu anda 2. maddeyi hatırlayın ve panik yapmadan fakat hızlı biçimde acil çıkışa yönlenin, inmeyi başardıktan sonra da bir süre arkanıza bakmadan uçaktan uzaklaşın ve acil durum personelinin talimatlarını izleyin; onlar da aynı kazadan çıktıkları için anlayışlı olun.

uçağın tipi, büyüklüğü, inilmek zorunda kalınan bölge ve burda sayamayacağım onlarca değişkene göre yapmanız ve yapmamanız gerekenler değişebilir. umarım hiç ihtiyacınız olmaz diyerek herkese güvenli yolculuklar diliyorum.

unutmayın havayolu ile ulaşım hala en güvenli ulaşım şekli sayılıyor.


boğaziçi üniversitesi

06.05 editi: nazım salur beyin bahsettiği numaradan şikayetimi oluşturdum, bekliyorum. arayıp sorduğum zaman sikayetimin değerlendirmede olduğunu söylüyorlar. nazım bey topu bayilere atmıştı, bayilerde topu nazım beye atıyor. bakalım ne olacak

ust edit: maaşımızı tam yatırdılar, elden aldığımız mesai parasından kesmek istediler. dolayısıyla resmi kaydım yok. evet ben de biliyorum şubeler franchise ama isveren bize bunu şirket prosedürü olarak açıkladı.
kendimi ifsa etmek istemiyorum cunku işsiz kalmak istemiyorum. sirket ici yollardan çözümü önermişler, beni bir haftada yildirtip is biraktirmaya çalışırlar allah askina hepimiz turkiyede yaşıyoruz. ben kendi şubemi sikayet etsem, o subede ne kadar çalışabilirim sorarım size

su an yazmakta bile zorlaniyorum çünkü goz gore gore emeğimizi çalıyorlar. her firsatta sosyal medyadan , sosyal yardım kolileri ile iyi bir profil çizmeye çalışan getir, bugun maas günümüzde bizden sokaga cikma yasaklarını kesiyor. gunde 12-13 saat çalışıp, mesai ücreti alacağız diye yagmurda camurda motor sürdük şimdi ise bizden sokaga çıkma yasaklarını kesiyorlar. yaziklar olsun böyle düzene.

edit: pek cok dost yazdı destek verdi, avukat arkadaslar yazdı hakkını arayalım diye, herkesten allah razı olsun, çok teşekkürler. bir yandan çalışıyorum bakamıyorum pek telefona , donemedeklerim kusura bakmasin.

bir dost nazım salura ulaşmış twitterdan , nazım bey'de bayi ic hatlarından sikayet edebilir yazmış. bir kurye olarak benim böyle bir hattan su an haberim oldu, sag olsun. bu kriz zamaninda kendimi ifsa etsem beni elbet bir sekilde isten çıkartırlar, çıkartmasalar baska subeye yollarlar. isimi kaybetmekten korkuyorum. kendileri denetlerse daha memnun oluruz.

edit 2: kanit isteyenler oldu, bana pek cok depodan , getirin baska depolarından dostlar ulaştı, herkese aynı muamele yapılmış. banabiden emin degilim bir yazar maaşları 11inde alıyoruz dedi, o yuzden kaldırdım.