galatasaray'ın ankaragücü'nü 8-0 yenmesi

taşaklı bir takım ile güçsüz bir takım ne zaman karşılaşsa, ortaya çıkması çok muhtemel bir sonucun gerçekleşmesidir. liverpool'un kulakları çınlasın.

  • galerici ve müşteri..
    m: iyi günler bilader..
    g: iyi günler buyurun..
    m: kaça bu porşe?
    g: 250 milyar..
    m: yav destur!.. geçen hafta 240 milyardı?
    g: peki ondan önceki hafta ne kadardı?
    m: ee.. o zamanda 230 du..
    g: demek kiii?
    m: demek ki her hafta soruyorum..
    g: fakaaat?
    m: fakat almıyorum..
    g: demek kiii?
    m: demek ki yürüyüp gitmem lazım yavaştan..
    g: fakaaat?
    m: fakat yüzsüzlük edip kalıcam galiba..
    g: demek kiii?
    m: şş tamam lan sıkıldım ben..
    g: fakaaat?
    m: fakat sen betermişsin be!!
    g: demek kiii?
    m: şimdi oturtuyorum yumruğu..!
    g: fakaaat?
    (polis müşteriyi yakalar)
    m: fakat sen çoktan polise haber vermişsin..
    g: demek kiii?
    m: demek ki içerden çıkınca ben senin ananı..
    g: fakaaat?
    m: fakat ben içerdeyken sen benim anamı.. bırakın laaan!

  • bu sene oğlum okula servis ile gidip gelmek zorunda ve en büyük korkularımdan birisi okul servis şoförü ile servis ablasıydı. çünkü otizm öyle bir yara ki her şeyi ezberleyebilen bir çocuğum var ama başından geçen bir olayı gelip anlatamaz. çok şükür ki bir konuda da iyisine denk geldim mutluluğunu yaşıyorum. hep çocuğuma karşı nazikler, düşünceliler... hatta serviste aşırı ses yapan başka bir çocuktan rahatsız olmuş oğlum. otizmden dolayı ses hassasiyeti var ve servis şoförü gidip öğretmeni ile görüşmüş. çözüm talep etmişbkz: swh)" href="/?q=swh" data-query="swh">* farkındalık çok güzel bir şey. ha bir de oğlum milyon kere seni seviyorum der sevdiği insanlara, nasibini almış ikisi de geçen servisten iniyor oğlum koca adamı pamuk etmiş. "seni seviyorum çocuk" diye sesleniyor servisçi. hep sevin, sevilin. kalplerinize, yüzünüze hüzün düşmesin.

  • bu trafik kazası değil.

    bu resmen otomobil kullanmayı bilmeyen birinin oyuncak gibi insanların hayatını riske atması. bu kişinin bir yolcu uçağının kokpitine oturması ile bu arabayı kullanması arasında hiç fark yok.

    ülkemizde adını soyadını yazan herkes ehliyet alabiliyor, bu zorlaştırılsın, gerçek bir eğitim ve sınav yapılsın. devlet sınav harcı toplama peşinde, sürücü kursları para peşinde, sonra hergün bir çocuk ezilerek ölür mü ya, hergün.

  • ehliyet kursuna gidiyorum. olabileceğin en kötüsüyüm. debriyaj olayını anlayamadım, arabayı bağırtarak kaldırıyor, park edemiyor, türlü hatalar yapıyorum. işin kötüsü yakın arkadaşımla gidiyoruz o benden de fena. biz kursa gidince direksiyon hocalarımızın suratı asılıyor, çaktırmamaya çalışıyorlar. yine böyle bir ders günü bir köprünün üzerindeyiz ve geri döneceğiz.
    hoca: şimdi napacağız?
    ben: geri döneceğiz.
    hoca: geri döneceğimizi kim biliyor?
    ben: (noluyo lan, ne demek istiyor acaba? öldürüp beni köprüden atmasın bu!!!) ben biliyorum hocam.
    hoca (yükselmiş ses tonu ve sinirli bir ifadeyle): başka kim biliyor?
    ben (demek benim sonum da böyleymiş): siz biliyorsunuz.
    hoca: başka kim biliyor?
    ben (eşhedü enlaa…): başka kimse bilmiyor hocam.
    hoca artık sabrı tükenmiş ve sinir katsayısı tavan yapmış bir şekilde : sinyal veer herkes bilsin, sinyal ver herkes bilsin!!!

    o gün bu gündür ıssız dağ başında şerit değiştirsem sinyal veririm.

  • (bkz: dertlerinizi değil derdinizi)

  • iş bilmeyen firmanın israfı.

    arkadaş verirsin ürettirdiğin fabrikalara burberry logosunu söktürürsün yerine güzelce yine sana bağlı fason bir marka oluşturarak onun logosunu taktırırsın daha düşük fiyattan yine pazara sürersin. şu adamlara kayserili bir planlama mühendisi göndersin allah rızası için birileri.

  • bok yoluna ölmüşlerdir. umarım kamyonet sürücüsüne ölenlerin bariz salaklığından dolayı ceza verilmez. otobanda asfalt üzerine yatıp selfie çekilmek ne demek amk.

  • bu mac öncesi, sonrası yasananlar, havaalanındaki karsılasma sırasında bizimkilerin tezahuratları, bakısları, futbolcuların havalananında karsılasmanın ne olduğunu öğrenmeleri, manchesterli genclerin (aralarında david beckham da vardır) ali sami yen'deki muhtesem ortama şaşkın şaşkın bakmaları, büyük ihtimal sarı kırmızı sampiyon cimbom'un nasıl yapıldığını birbirlerine anlatmaları, bize has tribun tezahuratları (ilginclerden biri "manshester ibnesi kolla kendini"), mac sonu ingiltere'de takımı sampiyon yapan ama şl'de ön elemeyi gecemeyen alex ferguson'un yüzündeki ifadeyi görmek için.
    http://www.youtube.com/watch?v=jz0ua7f4fvi

    su da ryan giggs'in yıllar sonra four four two dergisine anlattığı bu macla ilgili izlenimleri:

    "being ready for what they're going to throw at you, sometimes literally, is crucial if you're to succeed in europe. galatasaray had the worst fans. when we played them in the champions league 1993, two or three thousand fans were waiting for us at the airport, two days before the game, late on in the evening, with "welcome to hell" banners. their reaction is so fiery, and it's hard to deal with because you don't feel safe, even at the hotel. the galatasaray supporters were ringing rooms and threatening us with this, that and the other. i was rooming with paul ince and he started swearing at them. i was thinking "what are you doing?" they started beeping their car horns outside the hotel and letting off sirens. it was a nightmare, but you've got to expect it.
    it's similar in greece because the olimpiakos and panathinaikos fans are fanatical. they throw flares onto the pitch, which isn't something you see in the premiership. the manager always briefs us on what to expect from the fans abroad, but the only way to get used to it is through experience. i was 18 when we played that galatasaray game, so i was forced to learn quickly. after that atmosphere, it all seemed easy. it couldn't get any worse that that, and now i actually relish playing in hostile areas."

  • (bkz: miyekis ığılşab nığacaça)

  • tüm ısrarlara, baskılara, dayatmalara rağmen banyo yapmayı reddedip koğuşu tek başına ahır gibi kokutan "arkadaş"ı elbirliğiyle soyup, kafasından aşağı sıvı sabun döktükten sonra araba yıkar gibi hortum ve fırçayla yıkamak.

    yaz sıcağında iyi gelmiş olacak ki, bi on gün sonra gelip "beni tekrar öyle yıkasanıza" demişti ayının evladı.

  • ortada siddet ve avukat varsa, avukatin ilk soyleyecegi sey "git darp raporu al"dir.

    sen kocanin parasiyla orani burani yaptir, medine fukarasi tipini tornadan gecir, sayesinde az bucuk unlu oldugun adami git baskasiyla aldat, bosanma surecinde ve sonrasinda her turlu manipulasyonu dene, adami siddete basvurmasi icin tahrik et, sonra yalandan bi "siddet faili" diye sacma bisey ortaya atip adamin ekmegiyle oyna. bu hikaye neden hic sasmiyor? adam aldatan kadini bosayinca, kadin neden kuduz kopek gibi adama zarar vermek icin her koldan saldiriyor? arsizlikta bunlarin ustune yok yemin ediyorum.

    yarin birisi bu deniz bagdas hakkinda suc duyurusunda bulunsa fuhus yapiyor diye, ozgur turhan da cikip "fuhus faili" dese ne dusunurdu?

    bu zamanda evlenen adamin kafasina sicayim birader.